Son Dakika -
EDİRNE RESMİ
YOLAGELDİLİ AİLESİ

Trakya-Paşa-eli Heyet-i Osmaniye si ve Anadolu Müdafaa-i Hukukla ilişkileri


 6.8.2016 21:50:50   411 kez okundu.
 Kategori : GENEL İÇERİK

Trakya-Paşa-eli Heyet-i Osmaniye si ve Anadolu Müdafaa-i Hukukla ilişkileri

 TRAKYA PAŞAELİ MÜDAFAA HEYET-İ OSMANİYESİ*

1918, Edirne

Genel Başkan Şehbender Şükrü Bey

Kurucu ve Yöneticiler: Yolageldili Tüccar Kasım Efendi, Lüleburgazlı Şevket (Ödül), Dimetokalı fabrikatör Cemal, Ahırköylü Ahmet, Edirneli Şevket Bey

Millî mücadelede, önemli rol oynayan derneklerden biri de, Trakya Paşaeli Heyet-i Osmaniyesidir. Kısaca bu derneğin çalışmalarına da değinmekte yarar vardır. 2 Aralık 1918’de kurulan ve ilk kongresini 10 Temmuz 1919’da yapan Trakya-Paşaeli Heyet-i Osmaniye Derneği’nin amacı, Batı Trakya’nın düşman işgaline karşı savunmasını sağlamak ve buranın Yunanlılara verilmesini önlemekti. Trakya-Paşaeli Heyet-i Osmaniyesi de, bütün dernekler ve aydınlar gibi, Sivas Kongresi’nin çalışmalarını ve alınan kararları incelemekte ve yapılan girişimlerin yanında yer almaktaydı. Damat Ferit Paşa’nın ve kabinesinin düşmesi, hiç şüphesiz Sivas Kongresi’nin bir başarısıydı. 4 Ekim 1919’da Trakya-Paşaeli Heyet-i Osmaniyesi Cemiyeti adına Şükrü tarafından, Mustafa Kemal Paşa’ya çekilen telde, Ali Rıza Paşa’nın Sivas Kongresi’nin ve Heyet-i Temsiliyenin çalışmaları ile iktidara getirildiği ve kabinesini kurduğunun öğrenildiği, Trakya’yı korumak amacı ile kurdukları bu teşkilâtın, vilâyetin en ufak nahiyelerine kadar ulaşacağı, içte ve dışta varlığını hissettireceği belirtilmiş “Bu ana kadar sizinle hem fikir bulunan cemiyetimizin maksat ve mesleği, kongrece deruhde edilen esasatı ihtiva” ettiği de açıklanmıştı27. Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adına Belediye Başkanı Şevket de aynı hususları Mustafa Kemal’e çektiği telde yinelemişti28. Trakya-Paşaeli daha sonra da 6-7 Ekim 1919’da, Sivas’da alman kararları kutladığını belirten telgraflar çekmişti29.

Mustafa Kemal Paşa, Trakya-Paşaeli Cemiyeti’nin, millî birliğin kurulması için bir an önce teşkilâtlanmasını istiyordu. Bu yüzden, 12 Ekim 1919’da , Edirne’deki Trakya-Paşaeli Heyet-i Merkeziyesi Başkanlığına çektiği telde “Rumeli ve Anadolu’da aynı ruh ve vicdanla, mevcudiyet ve istiklâl-i milliyi” sağlamak amacı ile işe başlamış olan bu cemiyete teşekkür ederek, basanlar dilemiştir30. Trakya-Paşaeli Heyet-i Merkeziye Reisi, 12 Ekim 1919’da, Sivas Kongresi Başkanlığına çektiği telde, Doğu ve Batı Trakya bölgelerinde, sulh konferansı esaslarına göre, Müslümanlar ile Bulgar ve Yunanlıların oturdukları yerlerden, Türklerin atılmaması için gereken her türlü hareketi yapacaklarını açıklamaktaydı31.

Bu arada, Fransızlar, Trakya’nın Türklerin elinden çıkması için bazı hazırlıklara girişmişlerdi. Fransızların yaptıkları bu girişimler, Edirne’de I. Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Bey tarafından öğrenilmiş ve Mustafa Kemal’e iletilmişti. Cafer Tayyar Bey, Mustafa Kemal Paşa’ya çektiği telde, Fransızların, İstanbul’da bulunan Trakya Paşaeli Cemiyeti delegelerinden Gümilcine, Dedeağaç, Dimetoka, İskeçe mutasarrıflarının isimlerini istediklerini bildirdi. Fransızlar, ayrıca, İskeçe’nin geçici olarak Yunanlılar tarafından işgal olunacağını da belirtmişlerdi. Cafer Tayyar Bey, Kolordu Kumandanı Miralay Selahaddin Bey ve Mustafa Kemal Paşa’ya 13 Ekim 1919’da çektiği bu şifreli telinde açıkça, Fransızların “İskeçe’nin Yunan askerleri tarafından işgal edileceği”ni beyan ettiklerini, ayrıca, “Bu malûmatı hafi tutmalarını tembih” ettiklerini de açıklamakta idi32. Aynı gün, Mustafa Kemal Paşa, bütün müdafaa-i hukuk derneklerine, vatanın kurtulması için büyük, küçük bütün teşkilâtların birlikte çalışmalannı bildiren bir tamim yayınladı33.

Trakya-Paşaeli Heyet-i Osmaniyesinin bütün çalışmalarına ve Cafer Tayyar Bey’in uyarılarına karşın, 17 Ekim 1919’da İskeçe, Yunanlılar tarafından işgal edildi. Dernek daha sonra, Heyet-i Temsiliye’nin isteği ile programında gerekli değişikliği yaparak, ismini “ Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti”ne çevirmiş, böylece; Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin bir şubesi olarak çalışmalarını sürdürmüş ve ulusal kurtuluş savaşına büyük katkılarda bulunmuştur. Bu dernek sonra Mustafa Kemal ile sürekli ilişki kurmuştur.

Mustafa Kemal Paşa, az önce belirttiğimiz üzere, bütün müdafaa-i hukuk derneklerinin teşkilâtlanmasını ve gereğinde bir bütün oluşturulmasını istemekteydi. Bu konuda pek çok yere yazılar da yazmıştı. Müdafaa-i hukuk dernekleri de sürekli olarak birbirlerini ile irtibat halindeydiler. Kilikya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Reisi Ahmet Remzi Bey, 9 Kasım 1919’da, Niğde’ye varmıştı. Bu haber, Ankara Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliyesine duyurulmuştu. Müdafaa-i Hukuk Dernekleri, Sivas’taki Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile de ilişki içindeydi; merkez Sivas’tı. 15 Kasım 1919’da, Viranşehir’den, Sivas’taki Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetine yollanan telde, Viranşehir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Reisi Mahmut Bey’in, çok yararlı olduğu anlatılıyordu. Haberleşmelerle ilgili örneklerin sayısı pek çoktur.

İstanbul’da, 12 Ocak 1920 tarihinde, Meclis-i Mebusan açılmış ve çalışmalarına başlamıştı. Bu yüzden, 5 Şubat 1920’de, Harbiye Nazın (Bakanı) Fevzi Bey, Ankara’daki 20. Kolordu Kumandanlığına, artık hükümet işlerine karışılmamasını, bu konuda bir tebligat çıkarılmasını yazdı36. Artık, Meclis toplanmıştı ve işler orada çözümlenecekti. 14 Şubat 1920’de ise, Sadrazam Ali Rıza, Harbiye Nezaretine yazdığı yazıda, sorunları İstanbul’daki Meclis-i Mebusanın çözeceğini, burasının her türlü millî emellerin gerçekleşeceği yer olduğunu, başka yerlerde “İrade-i milliye namına” söz söylemeye gerek olmadığını açıkladı. Ancak, Hacıbektaş, Diyarbekir, Muş, Silvan, Maçka’daki Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyetleri,sulhun olmasına kadar, millî cemiyetlerin devamını önerdiler. Nitekim, düşüncelerinde haklı çıktılar; Meclis fazla devam etmedi ve 16 Mart’ta İstanbul işgal edildi. Meclis ise 11 Nisan’da kapatıldı.

27/28 Temmuz 1920’de, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Merkeziyesi ve İdare Heyetleri hakkında bazı önemli kararlar alındı. Buna göre, bu kurullar, mülkiye memurlarının emrinde olacaktı. Bu cemiyetler “Müdafaa-i Vatan” emrinde yardımlarda bulunacak ve önemli bilgileri derhal hükümete bildireceklerdi. 12 Ağustos 1920’de ise, Müdafaa-i Hukuk Derneklerinin bölgeleri belirlenmişti. Buna göre, Salihli ve Aydın yörelerindeki Kuva-yı Milliyenin idarelerini sağlamış olan Alaşehir, Nazilli Müdafaa-i Hukuk Heyeti idareleri için, yeni yönetimler kurulmuş ve düzenlemeler yapılmıştır.

İzmir Heyet-i İdaresinin merkezi Afyonkarahisar ve mıntıkası Kütahya, Afyonkarahisar olacaktı. Konya merkez livası ile Uşak ve Saruhan livası da içine girecekti.

Nazilli Heyet-i İdaresinin merkezi Burdur, mıntıkası Isparta, Burdur, Antalya, Menteşe olacaktı. Bu mıntıkalardan birer delege seçilecekti. Böylece merkezî bütünlük sağlanmış oldu.


Yorum Yap


Yazili Resim



Bu Habere Hiç Yorum Yapılmamış

0


Anket

Sitemizi Nasıl Buldunuz


 


Tümünü Gör

Polar Bilgisayar Bugün : 40   Son 1 Hafta : 704   Son 1 Ay : 5932   Son 12 Ay: 94325