Son Dakika -
EDİRNE RESMİ
YOLAGELDİLİ AİLESİ

Trakya Paşaeli’li Edirne milletvekilleri Mısır’daki 15 bin Türk askerinin gözlerinin kör edilmesi olayının hesabını soruyor…


 5.8.2016 23:50:33   660 kez okundu.
 Kategori : GENEL İÇERİK

Trakya Paşaeli’li Edirne milletvekilleri Mısır’daki 15 bin Türk askerinin gözlerinin kör edilmesi olayının hesabını soruyor…

 Edirne milletvekilleri Mısır’daki 15 bin Türk askerinin gözlerinin kör edilmesi olayının hesabını soruyor…

-Edirne milletvekilleri Mısır’daki 15 bin Türk askerinin gözlerinin kör edilmesi olayını gündeme getirmiş tartışmaya açmışlardı.

-Toplantı sonunda gerçekler bilindiği halde dosya kapatıldı, unutulmaya bırakıldı.Buna rağmen yaşanan gerçekler ürkütücü idi.

Mayıs 1921 tarihinde 15 bin Türk esir askerinin Mısır’daki esir kamplarında krizol banyosuna sokularak gözlerinin kör edildiği” olayı yaşamış bir askerin hatırasına dayanılarak açıklanıyordu. Bu olay doğru muydu? Zabıt Ceridesi ciltleri içinde 1921 yılı ve mayıs ayına ait olanını buldum. Elimle raftan indirdim. Masanın üzerine koydum. Sayfalarını araladım. Ve 27 Mayıs 1921 tarihli TBMM oturumunda Edirne Mebusu Mehmet Şeref Bey ve yine bir başka Edirne Mebusu Faik Bey’in ortaklaşa olarak sundukları “Takrir” (gündem konusu) yazı metnini gördüm. Her iki milletvekili de Malta sürgününe katılanlara yapılan zulüm baskı ve işkenceleri gündeme getiren ifadeler kullanıyor, İngiliz yönetimini de sert bir dille suçluyordu. Ancak Latinceye de çevrilen belgenin içinde yer alan şu sözler zihnimde fırtınalar estirdi, şimşekler çaktı:

“…Mısır’da bililtizam (gerek görülerek) İngilizin tadhiratı fenniye (fenni temizlik) bahanesiyle miktarı muayyeninden fazla (yeteri kadarından fazla) Krizol (crisol= cerasol) banyosuna sokarak gözlerini kör ettikleri on beş bin evladının üzerinde irtikab edilen (uygulanan) bu cinayetin müteammit failleri (cinayetleri gerçekleştiren) olan İngiliz tabibleriyle garnizon kumandan ve zabitlerinin tercim edilmesini de ilave eyleriz. 27 Mayıs 1337 (1920). Edirne Mebusu -Mehmed Şeref, Edirne Mebusu-Faik”…

TBMM’deki aynı günkü yazılı soru önergesinin tartışması esnasında Mehmet Şeref Bey kendisinin Malta’ya sürgün gidenler arasında bulunduğunu da açıklıyordu. Ama bu konu gündeme getirilirken yaşanan olayları destekleyecek bilgilere de yer veren açıklamalar zabıt kayıtlarına yansımıştı:

“… İngilizler bizi Malta’ya götürdükleri vakit yapmadıkları şenaat (kötülük) kalmadı. Efendiler, bize orada verdikleri eti oraya iltica etmiş (sığınmış) olan Rus mültecilerin önünde- İşte Faik Bey de şahittir- Marko adındaki bir köpeğe verdik, yemeğe tenezzül etmedi. Biz aç ve sefil, fakat bütün göğsümüz imanı vatanla, aşk ile dolu olduğu halde kalblerimizi size bağladık geldik. Şimdi de birçok arkadaşlarımızı geliyor. Orada (Malta’da) kalanlar da bu vatanı kurtarmaktan başka bir şey yapmamış olan mazlumlardan ibarettir. Bunların içinde memleketin vilayetlerini idare etmiş, ordularını idare etmiş ve nihayet Ali İhsan Paşa gibi İngilizlere Türk’ün satvetini (cesaretini), İslamın imanını tamamıyla anlatmış kumandanlar var. İşte İngiltere’nin elindeki bunlardır. Sonra resmi vesaikle (belgelerle) ispat ederim ki İstanbul’a mütarekeden sonra gelmiş olan ve Anadolu’nun ve Rumeli’nin, bu vatanın namusunu müdafaa eden (savunan) ve bu vatan için çarpışan çocukları İngiliz eline esir düştükleri zaman doğrudan doğruya Mısır’a sevk edilmişlerdi (götürülmüşlerdi). Bunları mahsus ihzar edilmiş ( özel olarak hazırlanmış ) bir formüle muzaadı taaffün (temizlik çıkaran) maddeler içlerine boyunlarına kadar sokuluyorlardı…Fakat Türk çocuğu oraya gelince İngiliz neferi başına dikiliyor ve süngüsünü uzatınca zavallı yavrucuk başını içeri çekiyor ve iki gözü kör oluyordu. İngilizler böylece on beş bin Türk’ün gözünü çıkarmışlardır (Kahrolsun sadaları).

Sabrediniz efendim ve bunlar mütarekeden sonra birbirinin eteğini tutarak İstanbul sokaklarında gezerken kendilerini gören İngilizler bunun pek feci bir manzara teşkil ettiğinden naşi (dolayı) resmen Harbiye Nezaretine müracaat etmişlerdir ve kaydı da İstanbul Harbiye Nezaretinde mevcuttur.

Şimdi orada bulunan bu biçarelerin bizlere yazdığı mektubu okursam sözlerimin şaühidi olur. Mazlum bir Binbaşı ailesinin İstanbul’dan bana yazdığı mektup ne kadar acıklı. Bu aile dört evladı ile beraber bugün İstanbul’da sürünüyor.Çünkü İstanbul’da namus denince midesinde iştiha arayan ve vicdan denince kesesinde paradan başka bir şey düşünmeyen bir şerzime-i kaile (çıkar çevreleri-işbirlikçiler) var. Bunlara bakacak, hallerine ağlayacak, bunlar için inleyecek inleyecek kimse yok. Çünkü İslamın ve Türk’ün bütün namusu ve fazileti burada temessül etmiş, tescil etmiş onu da siz temsil ediyorsunuz ve bunları da siz düşüneceksiniz!”.

1921 yılı Mayıs ayı içinde Edirne mebusları (milletvekilleri) Mehmed Şeref ve Faik Beylerin ortaklaşa olarak B.M.M Riyaseti Celilesine ( Büyük Millet Meclisi Yüksek Başkanlığına) sözleriyle yazılı olarak sundukları takrir (soru önergesi) aynı zamanda milli mücadelenin de lideri olan Mustafa Kemal Paşa’nın huzuruna sunulmuştu. Mısır’da feniz temizlik bahanesiyle su tanklarına “krizol” (cerasol) maddesi karıştırılarak gözleri kör edilen vatan evlatlarına bu uygulamayı yapan “savaş suçu işleyenlere” karşı TBMM’nin ceza yaptırımı içeren bir tepki gösterilmesi istenmişti. Bahsi geçen konunun tanığı Mustafa Kemal Paşa, acı gerçeği duymasına, bilmesine rağmen ellerini şakağına dayadı. Derin derin düşündü. “Ne yapabilirdi ki!”…

Kaynak; http://cezmyurtsever-osmanldevleti.blogspot.com/2010/10/misirdaki-esir-kamplarinda-15-bin-turk.html


Yorum Yap


Yazili Resim



Bu Habere Hiç Yorum Yapılmamış

0


Anket

Sitemizi Nasıl Buldunuz


 


Tümünü Gör

Polar Bilgisayar Bugün : 130   Son 1 Hafta : 1349   Son 1 Ay : 5971   Son 12 Ay: 51006